Anıları Ne Kadar Hatırlıyoruz?

MİLLİYET SANAT / YENİ KEŞİFLER YENİ İŞLER / SEVİL DOLMACI

1988 yılı İstanbul doğumlu olan Sabo, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Resim Bölümü’nde tamamladı. 2009-2010 yıllarında Roma Güzel Sanatlar Akademisi ve Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi gibi akademik kurumlarda eserleri sergilendi. Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 20. Sanat Fuarı ve Contemporary İstanbul gibi Türkiye’nin önde gelen fuarlarında eserleriyle yer alan sanatçı, Öktem Aykut Galeri, ArtSümer ve Mixer gibi sektörün önde gelen galerilerinde karma sergilere katıldı. Solo çalışmalarının yanı sıra ‘Signs of Time’ isimli sanatçı kolektifinin bir üyesi. Yaşamını ve üretimini İstanbul’da devam ettiren Sabo, bu yılın başında ilk kişisel sergisini açtı.

Tuval üzerine yağlıboya, özgün baskı, kolaj ve fotoğraf gibi işlerin yanı sıra enstalasyon gibi üç boyutlu işler de üreten sanatçının işlediği konulara göre çeşitlilik gösteren bir üretim stili var. Bu çeşitliliği deneysel süreçlerle ele alan sanatçı, ‘’Kimi zaman farklı medyumları araştırdığım ve denediğim işler de oluyor. Tamamıyla üretmek istediğim işin form, söylem ve içeriğine göre değişik teknikleri ele alıyor ve çıkan sonuçları değerlendiriyorum.’’ diyor.

Öyküsel bir anlatım diliyle yarattığı fantastik kurgu ve figürlerle öne çıkan Sabo, şahit olduğu olaylar, okuduğu kitaplar ve izlediği filmlerden aklında kalan, hafızasında yer etmiş sahnelerden besleniyor. Çocukluğundan beri bilinçaltına yerleşmiş olan imgeleri, gerçeklik payı olan ama bir o kadar da kurgusal kompozisyonlara dönüştüren sanatçı, ‘(EVE) Virus’, ‘DNA / Black Box’ gibi soyutlanmış ve deforme edilmiş figür ve portrelerden oluşan, akıllı telefon ve obezite gibi çağımızdan ögeler ve tiplemeler taşıyan seriler üretiyor. ‘’ Ürettiğim tüm serilerde, işlediğim konular birbirleriyle bağlantılı olmakla birlikte, kendi içerisinde de birtakım farklılıklar gösterebiliyor. Yıllar önce üzerinde çalıştığım bir konu, yeni bir işin içerisinde tekrar canlanabilirken, bir sonraki seriye referans verebiliyor.’’ diyor.

İlk kişisel sergisine de adını veren ‘Paracetamol’ isimli işinde aynı isimli maddenin keşifçisi, Amerikalı bir biyokimyager olan Julius Axelrod’un portresini kendine has üslubuyla resmeden sanatçı, çocukluğunda bu ilacın yan etkilerinden birinin baş dönmesi olduğunu öğrenmesi ve ilerleyen zamanlarda baş dönmesine karşı geliştirdiği fobiyi fark etmesi sonucunda kendine sorduğu ‘Bilinçaltımızda yer eden anıları ne kadar hatırlıyoruz? Benliğimiz için bu detaylar ne kadar önem taşıyor?’ sorularından yola çıkıyor. Bilimin küresel ısınma konusundaki uyarıları sayesinde ciddiyeti daha yeni farkedilen, insanın doğaya olumsuz yönde müdahalesi ve doğal kaynakların hızla tükenmekte olduğu sorunsalını Sabo, ‘Shame on You’ eserinde sarkastik bir dille oluşturduğu figür kompozisyonla ele alıyor. Birbirinden farklı dört figürün ağaç gövdesine bağladıkları halatı çekerek ağacı alaşağı etme çabasının sahnelendiği bu işte, insanın doğaya karşı bilinçsizce geliştirdiği, anlamsız güç savaşının bir temsilini gözlemlemek mümkün.

Sabo’nun işlerinde sanat tarihinde öne çıkan birkaç sanatçının izleri görülebilir. Farklı dönem ve tarzlara ait birçok araştırmada bulunan sanatçı ‘Sanat tarihinden referans aldığım birçok sanatçı ve akım olmasına rağmen, bu referanslar üretimimin her döneminde değişiklik gösterebiliyor. Çağdaş sanat alanında takibini sürdürdüğüm önemli sanatçıların yanı sıra, sürekli olarak değişiklik gösteren günümüz sanatının evrimini yakından izliyor, üzerinde araştırmalar gerçekleştiriyorum. Atölyemdeki kitaplığımda yer alan ve sürekli olarak aralarına yenileri eklediğim çağdaş sanat ve sanatçı kitaplarım bu anlamda benim için büyük önem taşıyor. Bu araştırma ve okumalarım, işlerimin oluşum sürecinde bana rehber oluyor.’ diyor.

Ocak ayında Versus Art Project mekanında ilk kişisel sergisini açan Sabo’nun ‘Paracetamol’ isimli sergisi 23 Şubat tarihine kadar ziyaret edilebilir. Eş zamanlı olarak Amerikan Hastanesi Operation Room’da gerçekleşen, küratörlüğünü Alper Turan’ın üstlendiği ‘Pozitif Alan’ sergisinde de eseri yer alan sanatçı, hem solo hem de ‘Signs of Time’ isimli insiyatif grubuyla gerçekleştireceği yeni projelerle kesinlikle takipte kalınması gereken genç sanatçılardan.