Buluntularla kişisel arkeoloji

1989 yılı Tokat doğumlu olan Tarık Ceddi, çocukluk döneminde İstanbul’a taşındı. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nden tamamlayan genç sanatçı, 2017 yılında Durum Sanat Grubu’na katıldı. Galeri Muaf, Endless Art Taksim ve Adahan Otel’in de içinde bulunduğu bir çok sanat platformunda gerçekleşen karma sergilerde eserleriyle yer aldı. 15. İstanbul Bienali’ne paralel etkinlik olarak düzenlenen ‘Buradan’ isimli karma sergi için mekana özel bir yerleştirme hazırladı. 2017 yılı Akbank Günümüz Sanatçıları Başarı Ödülü’ne layık görülen Ceddi, üretimlerini ve yaşamını İstanbul’da sürdürüyor.

Mekana özel yerleştirme ve heykel çalışmalarıyla öne çıkan genç sanatçı, üretimlerinde malzeme olarak pişmiş toprak, ağaç, taş ve bronz kullanıyor. Doğal malzeme ve günlük yaşamda kullanılan buluntu malzemeleri işlerinin çıkış noktası olarak gösteren Ceddi, son dönem üretimlerinde ağaç dalları ve köklerini pişmiş toprak heykeller ile harmanlıyor. Buluntu nesnelerin sanatçı müdahalesi ile yeni bir biçim ve anlam kazandığını belirten genç sanatçı, günlük yaşamın sadeliği içinde var olan nesneleri heykel disiplinin estetik form duygusuyla bir araya getirmekte. “Kendi kişisel tarihimde arkeolojik kazılar yapmaktayım diyebilirim. Kimine göre değersiz olarak değerlendirilebilecek nesneleri buluyor, biriktiriyorum. Bunlar, çocukluğumun geçtiği mekânlardan kalma inşaat atıkları veya yolda yürürken bulduğum eski bir tahta parçası olabiliyor. Buluntu nesneleri atölyemde saklıyor, çalışmalarım esnasında kullanım için değerlendiriyorum. Bu şekilde üretimlerimin önemli bir parçası haline geliyorlar. 2019 yılında Adahan’da “Toz Nereye Birikir?” sergisinde yer alan işlerimi, 90’lı yıllarda çocukluğumun geçtiği ve şimdi yıkılmış olan evden alınmış duvar parçalarını kullanarak ürettim. O parçaları bu iş için özel olarak saklamamıştım aslında. Her bir nesne, her bir parça zamanı geldiğinde kendi yerini buluyor.” diyen Ceddi, performatif bir tutumla buluntu parçaları bir araya getiriyor.

Eserlerinde konu olarak mekan-doğa-insan ilişkisi ve rasgelelik kavramlarını ele alan genç sanatçı, ‘derme çatma’ olarak tabir ettiği yöntemle buluntu nesneleri bir araya getirmekte. Bu şekilde malzemenin yaşam içindeki dönüşümüne tanıklık ettiğini belirten Ceddi, bu yöntemle insan eliyle yaratılan, inşa edilen bina ve şehir kurgularının doğayla nasıl bir zıtlaşma içinde olduğuna dikkat çekmeyi hedefliyor. ‘’Doğa ve insan ilişkisi, uzun süredir ilgimi çeken bir konu. Mimari ve doğayı, natürel ve yapay olanı bir araya getiriyorum. Tanıklık ettiğim kentsel dönüşümün de üzerimde büyük bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Benim işlerimde normal hayat akışının aksine, ağaç dallarının tuğlayı ezdiğini gözlemleyebilirsiniz. İnsanlar olarak, doğanın süregelen akışını engelleyen ve yön değiştirten müdahalelerimiz oluyor ve buna dikkat çekmek benim için önemli.’’ diyen genç sanatçı, doğal olan ve yapay olan arasındaki zıtlıklara ve tarih boyunca insanın doğada, doğanın da insan hayatı üzerinde yarattığı izleri ve tahribata işaret etmekte. Sanat tarihinden etkilendiği sanatçı ve akımlar arasında Joseph Beuys’un sosyal heykel kavramı,1960 lı yıllarda İtalya’da ortaya çıkan Yoksul Sanat akımı, Giuseppe Penone’nin insan ve doğa ilişkisine dikkat çeken üretimleri ve Dani Karavan’ın mekana özgü üretilen anıt heykellerini gösteriyor. Son dönemlerde korona salgını sebebiyle evde çalışarak eskiz ve araştırma yönlerini geliştirdiğini belirten Ceddi, yeni projeleriyle takipte kalmanız gereken genç sanatçılardan.