Çocukluk olgusu insanın her yaşında baki

1990 yılı Karabük doğumlu olan Sefa Çakır, sanat eğitimine lisede başladı. Lisans eğitimini 2013 yılında Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Resim-İş Bölümü’nde tamamlayan Çakır, mezuniyetinden sonra Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde plastik sanatlar alanında yüksek lisans eğitimine başladı. Aynı üniversitede doktora eğitimine devam eden genç sanatçı, 2014 yılından itibaren Plato Sanat, Gang Sanayi Project, Cer Modern, Pilevneli Galeri ve Elgiz Müzesi’nin de içinde bulunduğu birçok sanat kurumunda eserleriyle yer aldı. Eylül ayında ilk kişisel sergisini açan Çakır, üretimlerini ve yaşamını İstanbul’da sürdürüyor.

Eğitimi sırasında İstanbul’da bulunan ikonik binalara ve kamusal alanlara yaptığı resimlerle müdahaleler gerçekleştiren genç sanatçı, ‘Acil Sanat’ adını verdiği platformu kurdu. İsmini güzel sanatlar fakültesinde okuyan öğrencilerin acilen bilinen bir sanatçı olma telaşından alan bu platform, başka genç sanatçıların katılımıyla bir inisiyatif halini aldı. Özgürlükçü bir yaklaşımla gerçekleştirilen bu müdahaleler, daha çok kişiye ulaşmak adına sosyal medya hesaplarında yayınladı. Bu inisiyatifin sonlanmasından sonra kişisel çalışmalarına ağırlık verdi. Resim, heykel, seramik ve fotoğraf alanlarında aldığı eğitimle birçok farklı üretim tekniği denemiş olan genç sanatçı, 2013 yılından beri üretimlerinde sadece kağıt üzerine marker tekniğini kullanıyor. ‘’Üretimlerimi yeraltı ile yüksek kültür, gösteri ile eleştiri, figür ve soyutlama kavramları arasında konumlandırıyorum. Kavramsal ve biçimsel bir karmadan oluşan üretimlerimin hem estetik değerleri yansıtmasını hem de entelektüel olarak doyurucu olmasını hedefliyorum.’’  diyen Çakır’ın üretimlerinde çocuk figürü öne çıkmakta.

Zaman ve mekan hissinden bağımsız olarak yarattığı kompozisyonlarla izleyiciyi figürün ifadesi ve biçimsel karakterine odaklanmaya teşvik eden Çakır, resimlerinde çocuk olgusu üzerinden bir hikaye ve anlatım süreci oluşturuyor. ‘’Yaşadığımız her yaş alma süreci bir illüzyon, çocukluk olgusu insanın her yaşında baki. Çocukluk yıllarının bittiği olgun döneme geçiş sürecinde bir bütünleşme ve çözülme yaşıyoruz.’’  diyen genç sanatçı, resimlerinde pürüzsüz ve kusursuz dokular yerine parçalanma ve sıçratmaları tercih ediyor. Yakından bakınca çözülmelerin gözlemlendiği resimleri, uzaklaştıkça bir bütün halinde algılanmakta. Mikro parçalar ile makro bütünlüğe giden bir yorumlama olarak tanımlanabilecek bu teknik, sanat ve zanaat ilişkisine ve dijital olan ile el maharetiyle üretilene atıfta bulunuyor.

 Genç sanatçının ilk kişisel sergisine de ismini veren ‘bütünleşme-çözülme’ olgusu, İngiliz psikanalist ve pedagog Donald W. Winnicott’ın öğretilerine dayanır. Winnicott, çocuğun yaşamının ilk yıllarında anne ile olan bağının bir bütünlük oluşturduğunu belirtir. Dünyayla kurduğu bağ annesinin yardımı ve aracılığıyla olan çocuk, büyüdükçe bir birey olma sürecine girer ve anneden ayrılma dönemi başlar. Bu süreçler boyunca anne ve çocuk arasındaki etkileşimin başarısız olması çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkiler ve Winnicott’ın ‘varoluşsal süreklilik deneyimleri’ adını verdiği süreç başlar. Bireyin psikanalitik çözümlemelerine odaklanan Çakır, çocuk figürü ve portrelerinde kullandığı teknikle çözülmeye karşı gösterilen direnci vurgulamakta.

Sanat tarihinden etkilendiği akımlar arasında ekspresyonizm, dadaizm ve pop artı gösteren Çakır, David Hockney, Sinan Demirtaş ve Serkan Yüksel’in eserlerini de üretimlerinde referans olarak almakta. 2020 Tedx Talks’a sanat hakkında konuşmak için davet edilen Sefa Çakır, önümüzdeki aylarda açacağı ikinci kişisel sergisi, katılacağı karma sergiler ve yeni eserleriyle takipte kalmanız gereken genç sanatçılardan.