Contemporary İstanbul’un Küratörünün Sözleri Sanat Dünyasında Tepki Yarattı

14’üncü Contemporary Istanbul’un (CI) Fransız küratörü Anissa Touati Diken’den Gülben Çapan’a verdiği röportajda, “Eğer İstanbul’un dünya çapında bir sanat metropolü olmasını istiyorlarsa; dırdırı, kıskançlığı ve dedikoduyu bıraksınlar ve çalışsınlar. Birlikte çalışmayı öğrensinler. Bu tek kişilik bir iş değil, kolektif bir iş. Herkes aynı amaca doğru yürürse, bu ülke çok güzel yerlere gelir” dedi.

CI, bu yıl 12-15 Eylül’de yapılacak. Geçen yıl ayrılan Kamiar Maleki’nin direktörlük koltuğuna oturan, Meksika’nın uluslararası çağdaş sanat haritasında yer edinmesinde büyük pay sahibi Fransız küratör Anissa Touati, İstanbul’u sokak sokak gezdi. Başka kentlere de gitti, aylardır hazırlık için Türkiye hakkında kitaplar okudu. “Önce ülkeyi, insanlarını, kültürünü çok iyi tanımak gerek ki sanatını anlayabilelim” diyen Touati, CI ile imzaladığı üç yıllık sözleşmenin sonuna kadar dil konusunda da kendisini geliştirmeyi planlıyor.

“Türkiye’nin kötü imajını silmek gerekiyor”

Türkiye’nin yurt dışındaki imajının kötü olduğuna değinen Touati, “Bunu silmek gerekiyor” diyerek bu amaçla İstanbul’a her geldiğinde, sanat dünyasının önemli isimlerden oluşan 10 kişi getirdiğini anlatıyor. İstanbul’a getirdiği isimlerden birinin Meksika Tamayo Çağdaş Sanat Müzesi Direktörü Juan Andres Gaitan olduğunu belirten Touati, “Amaç Türkiye ile uluslararası sanat dünyası arasında sağlam köprüler kurmaktı. Atölyeler ziyaret edildi, galeriler gezildi, İstanbul anlatıldı. Bu işin ilk ayağıydı ve çok başarılı olduk” diyor.

Touati’nin en beğendiği sanatçılar; Güneş Terkol, Argun Okumuşoğlu, Leyla Gediz, Deniz Gül, Gülsün Karamustafa, Tarık Töre, Ebru Döşekçi ve Serkan Apaydın. Bu yıl, Londra, Paris, Berlin, New York ve Dubai’deki sanat profesyonellerini Türkiye için bir araya getirerek CI’da değişimin ilk dalgasını yaymaya hazırlanan Touati’nin asıl tepki çeken sözleri ise şunlar: “Eğer İstanbul’un dünya çapında bir sanat metropolü olmasını istiyorlarsa; dırdırı, kıskançlığı ve dedikoduyu bıraksınlar ve çalışsınlar. Birlikte çalışmayı öğrensinler. Bu tek kişilik bir iş değil, kolektif bir iş. Herkes aynı amaca doğru yürürse, bu ülke çok güzel yerlere gelir”

“Fuar inşa edilebilir bir şey”

CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli’yle, yakın arkadaşı, eski CI direktörü Marc–Olivier Wahler vasıtasıyla tanıştığını ve Güreli’nin kendisine Türkiye’de de Meksika’dakine benzer bir atılım yapıp yapamayacağını sorduğunu anlatan Touati şöyle devam ediyor: “Türkiye konusunda hiçbir bilgim yoktu. Bir kuruma bağlı çalışmayı sevmiyorum. Bir müze ya da bir kurumla çalışırken plan veriliyor elinize. Ama fuar bambaşka; inşa edilebilir bir şey. Ben de bunun için buradayım.”

Touati, İsviçre’de, çağdaş sanatı destekleyen Luma Vakfı küratörlerinden Julie Boukobza, İsrail’in başkenti Tel Aviv’deki Contemporary Art Center (Çağdaş Sanat Merkezi) Direktörü Nicolas Trezzi gibi isimlerden oluşan bir uluslararası komite kurdu.

Galerilerin önerdiği işler fuar komitesinin onayından geçiyor. Geçemeyenler elenip galeri listesinden çıkarılıyor. Birkaç galeri de komiteden onay alamadığı için bu yılki fuara katılamıyor. Bu yılki fuara bugüne kadar görmeye alışık olmadığımız, The Pill Galeri katılıyor.

Yıllardır kan kaybeden bir fuarın başına geçmek

Ülkenin atmosferinin değişim ve dönüşüm döneminde birkaç yıldır kan kaybeden bir fuarın başına geçmenin riski sorulduğundaysa Touati bunun bir avantaj olduğunu iddia ediyor: “Ben her şeyin en karışık ve zorlu olanını severim. Ekonomi ve siyaset benim için geçerli kriter değil çünkü Meksika da en az Türkiye kadar ekonomisi kötü giden bir ülke. Orada başardıysam burada da başarırım çünkü dünya artık güçlü ekonomisi olan Avrupa ülkelerinde üretilen sanattan bıktı ve kaotik ülkelerden çıkan sanatla ilgileniyor. Meksika’da yedi yıl sürdü bu dönüşüm. Burası için de ortalama beş ila yedi yıllık bir süreden bahsediyoruz.”

Tema: “Akdenizlilik”

Bu yıl Akdenizlilik kavramı üzerine düşündürmeyi seçen küratör; fuara Malta, Azerbaycan, Fransa ve Lübnan’dan, bağımsız yedi sanat projesi getirdi ve Britanya’nın en önemli sanat vakıflarından Delfina Vakfı’nın direktörü Salma Tuqan ile bir panel hazırlıyor. Tuqan’ın da konuşma yapacağı, fuar alanında düzenlenecek panelde dünyanın dört bir yanından gelen küratör ve akademisyenler “Akdenizlilik” üzerine konuşacak.

CI’daki bir yenilik de “Artist Residency” programı. Program kapsamında İsviçreli Gowen Galeri ile işbirliği yapılarak Pakistanlı ressam Waseem Ahmed ve Malta’dan Alexandra Pace konuk edilecek.

Terasta heykeller, girişte bayrak ve Sahal’in çeşmesi

Fuarın terasındaki heykel parkının yanı sıra fuar alanında da heykeller konumlandırılacak. Bunların arasındaRenee Levi’ye ait işler de sergilenecek. Elsa Sahal’in, Paris’teki FIAC’ta Tuileries Bahçesi’nde sergilenen ünlü ‘çeşme işi’ bu kez Boğaz’a bakacak. Fuarın giriş alanında ise Ekrem Yalçındağ’a ait bayraklı bir iş yer alacak.

“Burası müze değil, biletler zamlanmalı”

Anissa Touati, Türkiyeli galerilerin CI’dan vazgeçmelerinin onu tedirgin edip etmediğini ve alternatif oluşumların sevindirici olduğunu düşünüyor. Giriş ücretlerinin yine 75 lira mı olacağına dair soruya ise “Evet ama artarsa daha iyi olabilir. Böylece fotoğraf çekmeye gelenler azalır satın almak için gelenler artar. Fuarın eğitici bir yanı da var ama burası bir müze değil” yanıtını veriyor.

http://www.sanatatak.com/view/contemporary-istanbulun-kuratorunun-sozleri-sanat-dunyasinda-tepki-yaratti