Kendi Yaptığını Yapamamak

MİLLİYET SANAT / YENİ KEŞİFLER YENİ İŞLER / SEVİL DOLMACI

1978 yılı Bursa doğumlu olan Kaan Küley, 2005 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Heykel Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Öğrenciliği sırasında Rahmi Aksungur Atölyesi’nde eğitim alan sanatçı, 2008-2010 yılları arasında Ömer Uluç Atölyesi’nde sanatçı asistanı olarak görev aldı. 2009 ve 2011 yıllarında Galeri Artist Çukurcuma’da kişisel sergiler gerçekleştiren sanatçı, Galeri Eksen, Art Sümer, Mixer ve CDA Project’in de içinde bulunduğu bir çok galeride karma sergilerde yer aldı.

Çizim ve heykeli kendini ifade etme yolu olarak gören Küley, kelimelerle anlatmakta zorlandıklarını çizim yoluyla ifade ediyor. ‘Anlatmak denilen şey benim için bir dizgi değil, anlık bir görüntüdür. Bir yazı yerli yerinde durur ve sizin ona vakıf olmanız için sırayla tüketmeniz gerekir. Soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağıya gibi, coğrafyasına göre değişir. Bu dizgiye uymak, riayet etmek zorundasınız. Fakat bir görüntünün karşısında serbestsinizdir. İstediğiniz noktadan başlar, istediğiniz yerde bitirirsiniz.’ diyen sanatçı, günlük hayatta gözlemlediği durumları, insana özgü duygu ve düşünceleri yakından inceleyerek oluşturduğu hikaye ve kurguları eserleri yoluyla aktarmakta.

Heykellerinde vazgeçilmezi olarak tanımladığı çamur başta olmak üzere, fiberglass, bronz, mermer ve polyester kullanıyor. İki boyutlu işlerinde kurşun kalem, rapido, tükenmez kalem gibi klasik malzemelerle çalışan Küley, büyük kağıt işleriyle heykellerini bir araya getirdiği enstalatif işler üretmekte. ‘Son çalışmalarımda, başlangıç noktası olan çizime de yer veriyorum. Deseni, işlerimin arka planında, mutfağında en önemli pay sahibi olan bu çok değerli disiplini, heykellerimin ortaya çıkış ve varoluşlarındaki rolü devam ederken, kompozisyonlarımın tamamlayıcısı olarak da görünür hale getiriyorum. İç sesim ve formun sesini, yani bu iç sohbeti ifade ederken, formun dağılma tehlikesi de beraberinde geliyor. Bu tehlikeyi, bitmemişlik ve görüntünün özgürlüğü ile dozunda ve dengeli kullanarak havada asılı bırakıyorum.’ diyor.

Sanatçı, ‘kusursuz form’ anlayışını sorguluyor. Üstü örtüyle kapanmış izlenimi veren işlerinde formun kusursuzluğunu göz ardı ederek figürleri kalıptan çıktığı gibi, izleriyle bırakan Küley, örtülü objelerin heykellerinden oluşturduğu ‘Saklı’ isimli serisini kendi sokağında bulunan, sürekli brandayla örtülü araba ve artık onu kullanamayacak durumda olan sahibinin ilişkisini uzun bir süre gözlemledikten sonra oluşturmuş. Sanatçının izleyiciyi bir sorgulama ve merak durumunda bırakan bu işlerinin bir diğer kahramanı ise cüceler. Tarih boyunca bir sergileme ve şov nesnesi olarak kullanılan cüceler, klasik heykellerde görülen kusursuz biçimin aksine, insanın kusurlu beden yapısının bir örneği. Küley, cüce formunu örtü altına saklayarak cüceyi ‘izlenen’ bir öge olmaktan çıkarıp, izleyicinin cüceye olan merakını sorgulanması gereken bir özne haline getiriyor. Cüce figürü, sanatçının son dönem işlerinde sanatçının kendini yetersiz gördüğü durumları da simgelemekte.

‘Heykeltıraşlık benim için yontmaktan ziyade yapmak ve bozmak, biçim vermek, sanat da neticeden ziyade deneme-yanılmadır. Hedefe varmak yerine yolda olmak tutkusu. Bu tutkuyu varlığında hissettiğim sanat tarihinin en büyük başyapıtlarını dahi bitmemiş addederim ve güçlü bir sanat eserinin gücünün bu na tamamlıktan geldiğini düşünürüm: Bıraksanız sonsuza dek sürecek meditatif bir süreci artık izleyiciyle eseri buluşturmak için kesmek zorunda bırakmak. Böylelikle asıl derdim olan kendimi anlatmak noktasında başa dönmek, süreci tekrarlayan evrelerle yeniden ve yeniden yaşamak, en azından bu meditatif itki ve edimi kesintiye uğratmadan yaşamama neden oluyor.’ diyen Küley, son dönem işlerinde figürlerin iki boyuttan üç boyuta atladığı, yeri geldiğinde sanat eserinin izleyici konumuna geldiği alanlar yaratıyor.

Kendi heykellerinin desen çalışmalarını yaparken ‘kendi yaptığını yapamamak’ ve kendini kopyalama kavramlarıyla yüzleşen Küley, bu tecrübesinden yola çıkarak son dönem işlerinde insanın kendi içinde yaşadığı dualite ve farklı kimlikler ile ilgili sorunlara eğilir. Giorgo Morandi, Marino Marini, Limbourg Kardeşler ve Joel Shapiro gibi sanatçılardan etkilenen Küley, gelecekte ismini sıklıkla duyacağımız yetenekli genç sanatçılardan.