Mavi Olmaya, Doğaya ve İnsana Dair

Genç sanatçı Selim Çınar ürettiği seramik çalışmalarında insan ve insanı çevreleyen doğayı anlatıyor.

1988 yılı Sakarya doğumlu olan Selim Çınar, 2010 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Çamur malzemeyle tanışması, resim öğretmeni olmak için başladığı sanat kariyerine farklı bir yön verdi. Yüksek lisans eğitimini Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Seramik Bölümü’nde tamamlayan ve bu süreçte seramik disiplinini sanatsal, teknolojik ve tarihsel bakımdan inceleyerek bu alanda bilgi ve deneyimini ilerleten genç sanatçı, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalı’nda Sanatta Yeterlilik eğitimine devam ediyor. İlk kişisel sergisini Mehmet Yücetürk Sanat Galerisi’nde gerçekleştiren Çınar, iki kişisel sergi daha gerçekleştirdi ve birçok karma sergide işleriyle yer aldı. 2014 yılında Dumlupınar Seramik Yarışması’nda artistik dalda birincilik ödülü kazanan sanatçı, çeşitli ulusal yarışmalarda da derece kazandı. 2018 yılında Güney Kore’de düzenlenen Uluslararası Seramik Festivali’ne özel davet aldı. Selim Çınar, 2017 yılından beri Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak akademik kariyerine devam ediyor.

“KORKMADAN İÇİNİ GÖSTER”

İlk üretimlerini japon pişirim tekniği olan raku yöntemiyle gerçekleştirdi. 2018 yılında Antalya’da düzenlenen Uluslararası Sanat Sempozyumu’nda ‘Parafin Dekorları Çalıştayı’ gerçekleştiren Çınar, son dönem işlerinde yüksek lisans tez çalışmasını yaptığı parafin rölyef tekniğini kullanıyor. “Eserlerimde çıkış noktam genellikle insan ve onu çevreleyen doğa oldu. İlk dönemlerde bireyin kendisi ve çevresi ile kurduğu bağları irdelerken giderek insanın ve doğanın görünmeyen, kabuğunun altında saklı olan gizli katmanları ilgimi çekmeye başladı,” diyen sanatçı, üretimlerinde konu olarak insan ve doğanın saklı kalmış katmanlarını inceliyor.

Çıkış noktası olarak ise analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustan Jung’ın ‘persona’ ve ‘gölge’ kavramları üzerine çalışmalarını kendine referans alıyor. Jung’un teorisine göre toplumun ve geleneklerin bireyler üzerinde yarattığı baskı, iyi ve kötü taraflarıyla kişinin kendi gerçek kimliğini sürekli olarak kontrol altında tutma güdüsünü doğurur. Birey, kontrollü olarak dış dünyaya sadece görülmesi istenen tarafını göstermek için özünden ayrı bir kimlik oluşturur. Bu personadır. Gölge ise, personanın altında gizli kalan, gerçek kişiliği düzenleyen taraftır. Bu teoriye göre birey sadece kendi başına kaldığında gerçek kişilğini ortaya çıkarabilmektedir. Çınar, “Tüm farklılıklarımız, özgün yanlarımız ve savaşmamız gereken karanlık kişiliğimiz ile her zaman kendimiz olmalıyız. Öncelikle kendimizi göstermeli ve ardından canlıları ve evreni tüm çıplaklığı ile görebilmeliyiz,” söylemiyle tüm üretimlerinde “Korkmadan Cesurca İçini Göster” mottosunu kullanmakta. Multidisipliner bir eğitim geçmişi olan sanatçı, Uzakdoğu ve İran seramiklerinde maskeleme amaçlı kullanılan parafini seramik yüzeylerde rölyefler, delikler ve oyuklar oluşturmak için kullanıyor. Sanayi Devrimi’nin seramik üretimindeki olumsuz etkisinden sonra ortaya çıkan, 19. YY.’ın ikinci yarısına tarihlenen ‘Arts and Crafts’ hareketini üretimlerine referans olarak gösteriyor. “Sanata bakış açım hiçbir zaman seramik ile sınırlı kalmadı Bunun ilk nedeni tabi ki seramik eğitiminden önce neredeyse tüm sanat disiplinleri içerisine alan bir eğitim döneminde geçmiş olmam. Bunun yanında sanatı hiçbir hiçbir sınıflandırma yapmadan, sınırlar çizmeden kabul etmemdir,” diyen Çınar’ın üretimlerinde mavi rengin de büyük bir önemi var. Akademik kariyeri ve sanatsal üretimlerine Eskişehir’de devam eden genç sanatçı, özgün üretimleri ve felsefesiyle gelecekte adını sıkça duyacağımız, takipte kalınması gereken genç sanatçılardan.

MİLLİYET SANAT / YENİ KEŞİFLER YENİ İŞLER / SEVİL DOLMACI / HAZİRAN 2019