Pembe Gökyüzünün Altında Kaosun Kıyısında Bir Evren

YENİ KEŞİFLER YENİ İŞLER

Genç sanatçı Mustafa Mutlu resimlerinde yarattığı post apokaliptik temalar aracılığıyla izleyiciyi varoluş, düzen ve kaos üzerine düşünmeye çağırıyor.

Pembe gökyüzünün altında kaosun kıyısında bir evren

1993 Konya doğumlu olan Mustafa Mutlu, 2015 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. 2016 yılında Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Programı’nda yüksek lisans eğitimine başlayan genç sanatçı, 2019 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Bilimleri Programı’nda doktora eğitimine başladı. Şimdiden birçok özel koleksiyonda eserleriyle yer alan Mutlu, Rusya Exlibris Müzesi Uluslararası Öğrenci Yarışması ve Geleneksel Peker Sanat Ödülleri’nin aralarında bulunduğu yarışmalardan derece ve mansiyon ödülleriyle ayrıldı. Geçtiğimiz yıl Doğuş Holding’in çeşitli mekanlarında üç kişisel sergi gerçekleştiren genç sanatçının yapıtları İzmir, Ankara ve İstanbul’da düzenlenen karma sergilerde izleyiciyle buluştu.

“Disleksi hastalığı sebebiyle resim sanatı benim için bir lisan haline geldi, onunla konuşabilir, onunla birlikte yazar oldum” diyen genç sanatçı, yazı yoluyla ifade edemediği fikir ve düşüncelerini dışa vurma arzusuyla çizime başlamış. Kariyerinin başında, serigrafiyle ürettiği deseneleri deneysel bir teknikle tuvaline aktaran sanatçının son dönem işlerine ise salt airbrush ve yağlı boya tekniği hakim. Felsefe, edebiyat ve tarih alanlarında yaptığı okuma ve araştırmalar, üretimlerinin bir diğer önemli çıkış noktasını oluşturuyor. Sanatçı son dönem üretimlerindeki post apokoliptik evrenleri ise; çağdaş Türk şiiri, İkinci Dünya Savaşı ve insanlık tarihinde dönüm noktası yaratan çeşitli olaylardan hareketle kurguluyor. 20. YY’ın öncü düşünür/yazarları Jean Paul Sartre ve Albert Camus’nün varoluş üzerine geliştirdikleri düşünce ve teorilerden etkilenen Mustafa Mutlu, tuvallerinde resmettiği figürlerin kendileriyle yüzleşmelerini amaçlıyor ve böylelikle varoluşa dair sorular soruyor. Mutlu’nun bir ressam olarak  kendini gerçekleştirme yöntemlerinden biri de bu; varoluşu sorgulamak/sorgulatmak.

“Varlık alanı fenomenlerden oluşmaktadır ki bunlar bilinen anlamda gerçek nesnelerden süregelmektedir. Sadece tikel deneyim ve duyu verisi ile bilinen şeyler değildir. Belirli bir varlık yorumu ışığında fiziksel ve gerçek bir biçimde tek yanlı kavranan nesne ve özne, yeni ve köklü bir öznellik alanında geri dönüşür ve yeni bir nesnel imge keşfedilir. Bakış açısında gerçekleşen bu değişiklik varlığın ve kavramların özüne erişim izni veren metedolojik bir başlangıç işlevi görür. Varoluş bulantısı içerisinde insan popüler kültür ve teknolojik gelişimin paradoksal etkisi ile düşünmeyen, üretmeyen baskmakalıp yaşama ayak uydurur. Bu noktada sanat bir köprü görevi görerek fiziken uyanık, ruhen kapalı birey veya kitleleri nesnelere, bilinen anlamın dışında yeni kavramlar yükleyerek problemi dışa vuran sanatçı ile buluşturur,” ifadelerini kullanan sanatçı, resimlerinde oluşturduğu güncel ile klasik arasındaki metaliptik kurgu karşısında izleyiciyi kendisiyle baş başa bırakmayı hedefliyor.

“TALAN DÜNYA’NIN AYAKTA KALAN FİGÜRLERİ

Son üretimlerinden “Talan Dünya” serisinde, savaş sonrası distopik sahneler resmeden genç sanatçı savaş ve toplum etkileşimini postmodernizm kavramı üzerinden sorguluyor. Seride her büyük yıkımdan sonra yeni ve ffarklı bir düzenin kurulduğu vurgulanırken, pembe bir gökyüzünün altında deforme edilmiş, katmanlarına ayrılmış, aşınmış mekanlarda hayatta kalan birey detayları göze çarpıyor. Geçmiş, günümüz ve bilinmeyen bir gelecekten öğeleri birleştirerek yarattığı bu yeni dünyada Mutlu, “Kaos ve düzen bir arada olabilri mi?” sorusuna yanıt aramakta. Düşüncenin olmadığı yerde sanatın da beslenemeyeceğini savunan genç sanatçı, üretimlerinde Justin Mortimer ve Anselm Kiefer’ı referans alıyor. Tarih, edebiyat felsefe gibi birçok alandan beslenerek çarpıcı kompozisyonlarıyla izleyiciyi düşünmeye davet eden Mustafa Mutlu, yarattığı düşünsel dünyayla takipte kalınması gereken genç sanatçılardan.