Türkiye’nin İlk Kurumsal Sanat Danışmanı: Sevil Dolmacı

Sanata olan tutkunuzun bir başlangıç hikayesi var mıdır?

Aydın’da doğup büyüdüm. Tarihi eserlerin bulunduğu bir yerde büyüdüğüm için çocukluğumdan beri sanata meraklıyım. En başlarda Yunan, Osmanlı ve Bizans dönemlerinden eşya ve objelere meraklıydım. Çocuklukta oturduğum çevrede, yaptığım gezilerde, Apollonios ve Tauriskos isimli iki büyük yontu ustasının ve Ayasofya’nın mimarlarından Anthemios’un yaşadığını ve eserlerini ürettiğini öğrendiğimde, oldukça etkilenip sanat tarihi okumaya karar verdim. İnsanın doğup büyüdüğü yer ister istemez tercihlerini etkiliyor.

Londra’da bir süre çalışmış olmanın size neler kattığını düşünüyorsunuz?

Londra’da, 2003-2005 yılları arasında aktif olarak sanat hayatında yer aldım. O vakit, işin maddi kısmından çok, bana verdiği manevi haz ile öğrenmeye yönelik işler yaptım. Çağdaş sanatta ne tür trendler var ve hangi sanatçıları aktif olarak görüyoruz, galerilerde çalışma sistemleri nasıl gibi uluslararası çağdaş sanat piyasasını keşfedecek işlerde çalıştım. O yılların bana sağladığı en büyük katkı, kuşkusuz Türkiye’nin ilk sanat danışmanlık şirketini kurmuş olmamdır.

Londra ve Türkiye’nin sanata bakışını değerlendirecek olsanız bize neler söylerdiniz?

İki ülkenin sanat geçmişi birbirinden oldukça farklı. Londra önemli bir sanat tarihi geçmişine sahipken, İstanbul 19. yüzyılın ikinci yarısında tuval resmiyle tanıştı. Bizim ülkemizde din, sanat algısını yönlendirme konusunda etkili. Bu nedenle İngiliz’lerin sanata bakış açısı ve ticarete yaklaşımı daha sofistike. Örneğin, bizde hem beğeni açısından hem de satışta çıplaklık zordur. İngiliz’lerde ise eserin içeriği, dönemi ve sanat tarihindeki yeri önemlidir. Figüratif çalışan bir sanatçı için bizde figür sayısı baz alınır, yurt dışında ise resmin bütünü. Bunlar sanat yapıtını değerlendirip satış yaparken karşılaşılanlar. Bir de sistemsel bazlı farklılıklar var. Yurtdışındaki galerilerde çalışma sistemleri piyasayı korumaya yönelik tutarlılık gösterirken, Türkiye kısıtlı pazarı tümüyle çıkmaza sürükleyen bir aksiyon alır. İndirim oranlarından, sanatçı sözleşmelerine ve atölye satışlarına kadar uzayan bir liste ile sanat piyasasının çıkmazlarını tek tek sıralayabiliriz. Bu durum Türkiye için oldukça düşündürücüdür.

Profesyonel olarak danışmanlığını yaptığınız sanatçıları veya galerileri bizimle paylaşır mısınız?

Ergin İnan, Haluk Akakçe, Ekrem Yalçındağ, Alea Pınar Du Pre, Devrim Erbil, Loris Cecchini, Davide Balliano, Peter Halley ilk aklıma gelenler. Türkiye’de Galerist ile çalışmayı seviyorum. Direktörü Doris Hanım ile satış bazlı iş birliklerimiz oluyor. Ayrıca Londra ve Paris Opera Galeri, Torino Luce Galeri, Fransa’da US Art Advisory, IP Art, Londra’da Galileo Watermark…

Akademisyenlik yapmak sizce kariyerinize neler kattı?

Teorik alt yapı, uygulamada hata riskini azaltıyor ve günümüzde profesyonelleşme ayırt edici bir özellik olduğu için sizi rakipsiz kılıyor.

Türkiye’de sanat sizce ne durumda? İnsanlar gerçekten bilerek mi sanat eseri alıyor? Bir sanat eseri almaya nasıl karar veriyor?

Türkiye’de sanat ortamı tümüyle umut verici diyebilirim. Çünkü alıcıların yaş ortalaması bugün 25-35 arasına düştü. Bu, yakın gelecekte büyük alımların olacağına işaret eden en büyük gösterge. Hepsi profesyonel yardım alıyor ve işlerini/alımlarını ciddiye alarak derslerine çalışıyorlar. Sanat eseri alırken araştıran, belli kriterleri önemseyen bir alıcı kitlesi var. Bu kriterler arasında sanatçının müzede yer alıp almadığı, müzayedelerdeki fiyat aralığı, piyasadaki istikrarı, yer aldığı koleksiyonlar ve sanatçıyı temsil eden galerinin profili gösterilebilir.

Türkiye’de sanatın geleceğini nasıl görüyorsunuz? İlgi gittikçe artacak mı yoksa azalacak mı?

Sanat yakın gelecekte bana göre daha da önem kazanacak. Genç kuşak donanımlı büyüyor ve bilinçli bir koleksiyoner kitlesi geliyor. Ben gelecekten umutluyum.

Sevil Dolmacı Sanat Yatırım ve Proje Danışmanlığı olarak ilk uluslararası sanat danışmanlık firmasısınız. Bu süreci bize biraz anlatır mısınız? Nasıl karar verdiniz? Nasıl kurdunuz?

Demsa Koleksiyon’da çalışırken yurt dışı alımları yaptığımız süreçte, özellikle Amerika’daki sanat danışmanlık şirketleri ve çalışma sistemleri çok dikkatimi çekti. Yakın ilişki kurduğum sanat danışmanları oldu. Türkiye’de sanat tarihinden mezun, önemli koleksiyonlarda çalışmış, sanat profesyoneli olarak bu işi kapsamlı yapan ve ekip ruhunu önemseyen bir yapının olmayışı dikkatimi çekti. Zaha Hadid ile proje yürütmem, Guggenheim müzelerinin danışmanı Thomas Krens ve ekibi ile çalışmam, uluslararası ölçekte, gerekli tüm hizmetleri veren bir firma için gerekli alt yapıyı oluşturmamda etkili oldu. Bugün geldiğimiz nokta ise mutluluk verici.

Sizi diğer sanat danışmanlarından farklı kılan ne?

Profesyonel bir alt yapıya sahip olup, Türkiye’nin en önemli koleksiyonunda çalışıp Türk ve yabancı binlerce eserin elimden geçmesi ve aktif alım satımın içinde olmam beni farklı kılıyor. Hem eğitimli olup hem de uygulamada uluslararası tecrübe kazanmak Türkiye’de pek mümkün değil işin açıkçası.

İlk uluslararası sanat danışmanlık firması Sevil Dolmacı Sanat Yatırım ve Proje Danışmanlığı’nın kurucusu Sevil Dolmacı ile kariyeri ve sanat üzerine konuştuk.

https://www.oggusto.com/blog/detay/2153/turkiye-nin-ilk-kurumsal-sanat-danismani-sevil-dolmaci.html