Çağdaş Sanatla Tarih El Ele

BASIN

Sevil Dolmacı Sanat Danışmanlık’ın kurucusu ve sanat danışmanı Sevil Dolmacı ile ikinci derece tarihi eser olan Villa İpranosyan’da bir araya geldik. V. yüzyıldan günümüze gelmeyi başarmış, tipik bir Osmanlı köşkündeyiz. Bir Ermeni vakfına ait olan bu köşk, bugün Sevil Dolmacı Art Galeri olarak faaliyet gösteriyor. Mayıs 2020’de pandemi sırasında buraya taşınan Sevil Dolmacı ile galerisini geziyor, bu köşk, sanat ve kendisi hakkında konuşuyoruz. “Burada çalışmak cidden ayrıcalıklı bir duygu. Şehrin ortasında İstanbul’un çok özel binalarından birindeyiz. Villa İpranosyan’ı restore eden mimarın verdiği bilgiye göre binada kullanılan malzemeler Topkapı Sarayı’nda kullanılan malzemelerle benzerlik gösteriyor. Bina içinde yer alan 19. yüzyıl işçiliğine sahip muazzam duvar ve tavan süslemeleri, orijinal şöminesi ve ahşap merdivenleri ile Abbasağa’da böylesine özenilmiş bir binayı inşa eden vizyoner aile kimdi? Sanat tarihçisi olmamdan mı kaynaklı yoksa merakla mı ilişkili bilmem ama aile üzerine ciddi bir araştırma yaptım. İpranosyan ailesi, aslen Amasyalı olup imparatorluğun son dönemlerinde öne çıkan, hem üretim, hem de ticaretle uğraşan önemli bir Ermeni ailesidir. 1890’larda İstanbul’a yerleşmişler. Pek çok Anadolu şehrine yayılan 40-50 civarında mağazalar zincirine sahiplermiş. Ayrıca, Amasya’da bir okul yaptırdıkları da biliniyor. Sanatı seven, vizyoner ve tutumlu ailenin sonu ne yazık ki o dönem yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle biraz karışık Sevil Dolmacı. Arkadaki resim Şahin Demire ait. ve hüzünlü olmuş. 1920’den sonra aile fertlerinin hangi ülkelere gittiği ya da Türkiye’de ise izlerinin nerede olduğu bilinmiyor,” diye anlatmaya başlıyor. “Cihannüma seyirlik köşk tipolojisindeki binamız, dikdörtgen biçimde ortada toplanma yeri olan, büyük salon ve etrafında odalardan oluşan bir düzene sahip. Kapalı alanların toplamı 1000 metrekaredir. Bahçesi ve terası ile daha da geniş bir alana işaret ediyor. Teras harici dört katlı. Her kat bir büyük orta alan ve çevresinde dört odadan oluşuyor. Mimarı hakkında ne yazık ki bilgimiz yok. Restorasyondan sonra mimar Kerem Piker binayı ele aldı ve iç düzenlemesini galerime en uygun şekle getirdi. Kendisi arkadaşım ve tarihi mekanlar konusunda deneyimlidir. Rica ettim, beni kırmadı. Tüm dekorasyon çalışmaları altı ayda tamamlandı. Bina ve süslemeleri o kadar baskın ki olabildiğince sade/nötr kalmak ve sanat eserlerine odaklanmak istedik Tavanlar yüksek ve pencereler yoğun olduğu için galerinin ferah bir havası var. Renk seçimlerinde binanın orijinal süslemelerini baz aldık. Resim ve ofis aydınlatmalarında özel sistemler tercih ettik. Perdeler gün ışığını geçirmeyen storlardan oluşuyor. Dekorasyonda özel tasarım klasik mobilyalara da yer vererek dengeli bir atmosfer yaratmaya çalıştık,” diyerek detayları paylaşıyor.